Açık zihin, buruk kalp…


Açık zihin, buruk kalp…

Selamete giden yolumuzdaki bütün taşların niteliğini idrak etmemiz için bu iki cümlenin üzerinde tefekküre dalmamız kâfi. Açık zihinliyiz; var oluşun bütün enstrümanlarını usta müzisyenler gibi kullanabiliyoruz.  Notaları evirip çeviriyoruz, yeni bir musiki, eşsiz melodiler harmanı, aşk şarkıları, duygu şelaleleri,  kulakların pasını silecek ve his telini titretecek mest oluşların yeni modalarıyla dünya gayyasından fışkırttığımız membaının coşkusuyla ayaklanıyoruz. Üretmenin neredeyse sonsuz biçimlerini keşfetmişiz fakat neye yarar?

Bu melodilerden ördüğümüz dünyanın aldatıcılığında dans etsek ne olacak? Filmlerde gözyaşı dök, şarkılarda sayıkla, menkıbelerde şevke gel, zevklerde diril ama sahtekârlığında çürüyen etinin arasındaki kurtları göreme!

Eskiden hiççiliğin bile kaideleri varken, İnsan nerdeyse hiççi olmak için hiççi, sanki dolmak için değil, kırılmak için yapılmış su testisi…

 Hoş bir seda olabilmek gayesini “seda ol da ne olursan ol” histerisiyle değiştirdiğimizde bunun adı açık zihin…

En kutsal sevgilerin mesnetsiz ego yarışlarında öne geçmek maksadıyla ağızlara alındığı çağ…

Hemen herkes her şeyi biliyor, kendini biliyor, tabiatı biliyor, karşısındakini biliyor… Bilmede cehalet kalmamış. En iyisini biliyor…

Bilmelerin girdabında kaybolmuşçasına, biliyor da biliyor…

Sana anlatsın Mevlana sevgilerini, borsayı, piyasa değerini, eski insanlardan emanet aldığı parlak menkıbelerini, sana anlatsın yıldızların mahiyetini, uzayın derinliklerine insan göndermeyi, bir filmin eksenini, kalbi nasıl temizleyeceğini, parayı nasıl kazanacağını, kimin ne mal olduğunu anlatsın sana…

Biliyor, bu yazıyı yazan ellerin de benzer kaygıların, bilmek sevdasının peşinde nicedir ukalalık ettiğini de… Hemen herkes her şeyi biliyor üstadım.

Yaşamda anlatılabilecek ne kaldı öyleyse? Susmanın zümrüdî parlaklığından başka ne kaldı? Eylemin-sözün önüne geçtiği- ince dokunuşundan başka ne?

Bir söz hastalığı bizimkisi de… Ukalalıktan büyükçe pay alıyor elbet. Eyleminde gafil, sözünde mahir, yalnız kalbinde tahir olma kaygısıyla belki affedilebilecek bir söz hastalığı…

 

Hiç yorum yok: