SAVAŞ











Barışı ak atında, uzun sakalıyla gördüm; simsiyah elbiselerini giyinmek için atından indi ve vecdiyle yeri göğü titretti. Deprem oluyor, yer yıldırımlar misali çatlıyor, kara bulutlar göğü ölümle boğuyordu. Ellerim ayaklarım böğrüme yapıştı. Cenindim. Gecenindim.Varlığımla titredim. Gözlerini aç dedi:

Ve işte kocaman bir dev! Simsiyah bir at, elinde kılıç kuşanmış o eski ak, bir cengâverdi bana yaklaşarak:

Böğürür gibi seslendi:

SAVAŞ!

İçimde yelkenlilerle sanki fethedilmez bir adaya yol aldım onun kuvvetli nefesiyle…Damarlarımdan kılıçlarla, oklarla  akarak… Sakalından kan damlayan ihtiyarın kükremesiyle….

İçimde savaş!

Savaş!
Savaş; yadsımam onu yalın ayak çocuklarının kanını emmeye yeltenmişse barış…
Toprak dolu kucakların üstünde donatmışsa sofrasını; gökdelenler ve alış veriş merkezleriyle.

Yok ediyorsa içimizdeki son varlığı… Sinsice bir katliamla tüketiyorsa kahpece bir barış dünyayı!
İllaki savaş derim!

Açlıktan ölen milyonları yok sayıyorsa iyi niyetlerimiz,  kahpeleri yaşatırken, kahramanları pavyonlara, barlara, yokluğa, hiçliğe emanet ediyorsa

Bir bir hepimizi kahpeye çeviriyorsa!

Savaş!

Nükleer felaketlerin eşiğinde, tehditle… Kim daha fazlasını toplayacak kumar masasından diye yapılıyorsa barışmalar…

Savaş!

O kahpe savaşı yok etmek için de adil bir son savaş!
Bunun adı her neyse!

Kanlar dökülecekmiş! Kimin kanları?
Çoktandır ölüyor dünyanın en masumları...

Bizim ise yarı yaşamışlığımıza kan gerekiyor kan! Hem de öyle bir taze kan ki!
Vampirler miyiz zannettiniz?

Yarasalar mı?

Ölü soyucular mıyız?
Bu barışıklığımıza bakarsak… Suskunluğumuzla öyleyiz.

Pekâlâ, kaç Hiroşima’sınız siz söyler misiniz?
Bu barışıklığınız büyük bir felakete salıvermiştir bizi…

Demokrasi bombalarıyla yıkılan hanelerin sessizliğinde…
Sayı ahlaklıdır, şahsiyet ölü…

İnsancıklar, insancıklar… Seçim sandıklarına gömülü.
Böylesi barışlar Spartaküs’ü doğuramaz…

-Filmlerinden başka-

Ne de büyük bir peygamberi!
"Barıştan nefret et çocuğum, o ki çalmışsa seni senden. Erken ölümünden sorumluysa, o ki her değerine el koymuşsa… Bir firavun mumyasıdır; tapınılan"
dedi, barış ve bir kılıcı ellerime verdi.

Hiç yorum yok: