Küçük Beyin Willford


1962 yazında yaşandı bu hadise…

Willford’un küçük bir beyni vardı. İnanamazdınız buna. Öyle küçüktü ki, kerpetenle tutulabilirdi.  Aynı zamanda banker de olan özel bir kütüphane sahibi tarafından (Bu adamın  madrabaz lığından ötürü müdür,  işgüzarlığından ötürü müdür bilemem ama) sanırım insanoğluna bu adam vasıtasıyla hakaret edilsin diye olacak gece gündüz demeden binlerce kitabın arasındaki okuma salonuna oturtturulur, saatlerce okurdu. 

Eğer onunki kadar küçük beyniniz yoksa kocaman kütüphane ve kerpeten ağzına sığan beyni arasındaki tezadın farkında olmalısınız. Büyük beyinlerin dalga konusu olan şu hal, Willford’un umurunda mıydı sanıyorsunuz? Şaka etmiyorum. Yoksa… Yoksa sayın okuyucu, yoksa onun bir insan olabileceğine inanmıyor musun? Hayır, o ne sıçanın teki ne de papağan. Düpedüz İnsan!  Sizin gibi, benim dolaştığım gibi dolaşıyordu sokaklarda. Ne dileniyor ne de sefalet çekiyordu. Hem çoğu insandan daha rahat ve paralıydı. Ama lanet olası adamın minnacık bir beyni olduğunu biliyoruz.  Gazeteler yazdı bunu. O yaz Wall Street Journal bile bahsetti ondan.  Tıbbi bir mucize olarak yaşadığını falan yazmışlardı. Böyle bir beyinsizin ne işe yaradığını kendinize defalarca sorabilirsiniz. Ben de sordum.  Beyni olmayan adam diyorlar ona. İşte o adam, o kütüphanedeki okumalarından ayda 1.000 dolar kazanıyordu.

Şu adamın becerilerinden söz edelim biraz:  Willford yemek yiyebiliyor, Willford çişini yapabiliyor, Willford konuşabiliyor, Willford okuyabiliyor, Willford okuduğunu anlayabiliyor. Ve bütün bunlar için kerpeten ağzına sığan bir beynin yeterli olduğunu ispatlayabiliyor.

O yazın sonlarına doğru-gününü tam olarak hatırlayamıyorum- Guinness Rekorlar Kitabı’na beyniyle şöhretini yazdırmış ve orada zekâsı tescil edilmiş olan dünyanın en zeki adamı vurdu onu. Bir gar binasının önünde. Arkasından üç el ateş ederek, Smith& Wesson’la… Willford kafatasına üç kurşun yedi ama ölmedi. Beynine hiçbiri isabet etmedi çünkü ( Beynine kurşun yeyip yaşayanlar da onu kıskandılar).

Willford çok yaşadı (Bunu gazetelerden biliyoruz)… Nihayet 102 yaşında öldü. Gazeteler onu vuranın akıbetini yazmadı. Fakat büyük sırrı biliyorum. O herkesten gizlendi. Onu vuranın 45'inde öldüğünü söylemeliyim. Naaşı benim hasta bakıcılık yaptığım hastaneye getirildi. İçerisi Ajan ve doktor kaynıyordu. Zira bu adamın otopsi raporundan kalbinin olması gerekenden bir hayli küçük olduğu anlaşıldı. Fakat bu gerçek sır olarak kaldı. En fazlasından efsane oldu.

Hiç yorum yok: