1
Temiz hikâyeleriniz; elinizdeki övünç kaynağıdır. Onun ya da şunun gibi olmamakla övünmeniz, mutlu yaşamınızın garantisi olduğu gibi, mutlu ölümünüzün de garantisi gibidir. İyiler, başkalarının kötülükleri üzerinden akladıkları hayatlarının övücüleri oldukça yanımdan uzak dursun isterim. Böylesi iyiliklerle geliyorsunuz bana, çöplüğümden, hiçliğimden, rezilliğimden, insanların yüzüme söyledikleri güzel şeylerden sonra aynı insanların hemen arkama geçip bıyık altından bana güldüğünden, toplumda alay konusu olduğumdan vesaireden bahsediyorsunuz ve ben de sizi reddediyorum. İyi dünya dediğiniz topu topu bukadarcıktır zaten.
Aynaya baktığımda yüzümde bu tür iyiliklerin çizgileri beliriyor. Sanki yılan gibi sarıyorlar yüzümü ve bir an kendimi şöyle bağırırken yakalıyorum: "Nietzsche’nin bahsettiği iyilik kumkumaları yıkılın karşımdan! Nietzsche sen de yıkıl!" Kabusumdan uyanıyorum. Bu çeşit iyiliğiniz uzun zamandır kabusum.
Söyleyin bana, o çokça övdüğünüz ahlakınız kendi çabanızın ürünü mü? Kendi emeğiniz, ızdırabınız, isteğiniz, tutkunuz mu? Yoksa toplumla uyumlu olduğu ölçü kadar mı sahipsiniz ona? Toplumun onayladığı kadarı, toplumun yontulmasını istediği kısım kadarı mı sizde sadece?
Elbette benim de hür olduğumdan bahsedilemez. Seçtiğimin tamamını da yaşıyor değilim. Ancak bu seçip de yaşamadıklarımı bir sürünün tehdidinden çok, kişisel ilişkilerimde mutsuzluğuna yol açmaktan korktuğum kişilerin varlığına bağladım ben.
Ben de mutsuzluktan korkarım. Hem de başkasını mutsuz etmekten daha çok korkarım. O iyilik kumkumalarıyla en fazla benzeştiğimiz noktaya geldik böylece. Fakat onlar başkalarını mutsuz etmek adına halkın yani sürünün mutluluğu önemlidir derler ve korktukları sadece sürü mutsuzluğudur. Sürü, ne anlıyorsunuz bundan? Kendi olamamış, kendi derinlerinde çırpınmayı bırakın, kulaç atmamış adamlar topluluğu, toplumsal alışkanlıklar yumağı… Burada ayrılıyoruz. Ben tam burada namussuz oluyorum ve sen tam burada namus olarak karşımda dikiliyorsun “İYİ ADAM”.
Benim bir namussuz olduğum, bir ahlaksız olduğum hatta içgüdülerinin tutsağı olmuş, iradesiz bir hayvan olduğum konusunda öne sürdüğün fikirlere katılıyorum. Kendi suyumda boğuldum çünkü. Denedim ve su beni yuttu. Belki de hiç derin değildim ancak bu kadarı bile yetti; benim halime 'bir kaşık suda boğulmak' tabiri yakışır. Özgürlük olarak savunduğum şeyin tam bir teslimiyet, olumsuz bir teslimiyet; kişilik yoksunluğu ve bir tür mekanizm olduğunu, özsüzlük olduğunu biliyorum. Sen bu konuda haklısın. İpini koparmış bir davarım. Sizden daha iyi olduğumu iddia da edemem. Samimi olarak diyebilirim ki üstünsünüz benden yinede sizin bu üstünlüğünüze -elimde olmadan-acıyarak bakıyorum. Sizin yerinizde olmayı isterdim; şu şartla ki; eğer savunduğunuz değerleri-yaşayamasanız bile- gerçekten kalbinizle savunuyor olsaydınız.
Sizin taklid ettiğiniz güzellikler dahi arı güzellikler doğurmaya muktedir olabilir. Ancak samimiyetsiz fiillerin güzellikleri beni samimi kötülüğüme çekmekten başka bir işe yaramıyor.
2
Tavşan İyilikleri ve İyi Çakallar
Beni yemeye gelen çakallara sırtımı döndüm
Tavşan İyilikleri ve İyi Çakallar
Beni yemeye gelen çakallara sırtımı döndüm
Bir müddet vakur ve dimdik göründüm
Yanımdaki tavşan hızlı koşabiliyordu
Ara ara da bana “dostum” diyordu
Ancak koşmadan evvel bir iyilikte bulundu bana kendince
Dedi ki: “ bilmelisin ki o çakallar sana güldü delice”
“Az sonra ne yapacaklarını biliyor musun?” dedim tavşan
“ Ne zaman? “ dedi
“ Sen tabanları yağlayıp kaçtıktan hemen sonra”
Etrafımdaki tavşanların dostlukları böyleydi
Çakalların gülüşmeleriydi dertleri
Ne yenileceğime üzüntüleri vardı ne de zavallı çakallara
Biricik kaygıları “saygın görünmekti eşkıyalara”
Yanımdaki tavşan hızlı koşabiliyordu
Ara ara da bana “dostum” diyordu
Ancak koşmadan evvel bir iyilikte bulundu bana kendince
Dedi ki: “ bilmelisin ki o çakallar sana güldü delice”
“Az sonra ne yapacaklarını biliyor musun?” dedim tavşan
“ Ne zaman? “ dedi
“ Sen tabanları yağlayıp kaçtıktan hemen sonra”
Etrafımdaki tavşanların dostlukları böyleydi
Çakalların gülüşmeleriydi dertleri
Ne yenileceğime üzüntüleri vardı ne de zavallı çakallara
Biricik kaygıları “saygın görünmekti eşkıyalara”
4 Rindu Bu Kuyuya Taş Attı:
sık işlenmeyen önemli bir konu. çok şey söylemek-yazmak geliyor içimden de sen eksik birşey bırakmamışsın Dostum:) söyleyeceklerim seni tekrar etmek olacağından kesiyorum.
Sevgili Zihni,önce yorumun için teşşekkür ederim. Aslında Dersim'e Çalışmak başlıklı yazına yorum yapmıştım zamanında, fakat bir baktım ki, yorumu gönderdiğim sandığım bir anda yayınlanmamış bir şekilde. Oradan yola çıkarak, gündemin sanallığı, şimdiden ıraklaştırılan dikkati, şimdinin hiç edilmesini, televizyon seyrederek nasıl yapay bir gündemde yapay dertler edinilebileceği üzerinden birşeyler yazmıştım ancak ulaştıramamışım.Olsun, bu vesileyle burada bildirdim azcık.
Kötüyü iyi sayan nezaketimiz çok uzakta kaldı. Uysalca itaat edenlerin zamanı gibi.
iyi olana kötülük etmekte iyiliklerimiz
Yorum Gönder