Küçük Efendi (Ona hep böyle derdik, yaşından küçük gösteriyordu. Âlim de bir yanı vardı. İyi derecede Arapça biliyordu. Doktorasını tamamlamıştı. Babası Müftüydü. Ama dinle arası bozulmuştu.) geldi…
Anlattı işte… Oradan buradan anlattı durdu. Sonra da bir ihtar çekti. Öyle bir ihtar ki akla durgunluk verir.
