Bulut

1

Ben alçaklarda sistim
Sen Babil Kulesinde asılı bulut
Ben yoksul kara bir istim
Sen yazlık bir umut

2

Karanlıkların ardına takılmış ayak izlerini takib etmek istediğimi söylediğimde, etrafımda beni anlayan aydınlık göremediğim gibi, beyazlığın sığ korkusu karşısında şaşkınlığımla paylaştığım yalnızlığıma “haydi yürüyelim” dedim, “yürüyelim”.

Alçaktan olsun umut. Biraz alçaklardan, o karabataklara gömülen hülyalardan olsun. Yükseklerde doymuş kurtarıcıların gururdan krampları var. Yükseklerde bulut olmak, düşlerde yolculuk olmak, beyazlara bürünmek beni mutlu etmiyor. “Ulaşılamaz masalların pembe hayallerine meze olamam” dedim. Yaşlı, aksakallı bulutlar bana acıyarak gülümsedi: “Çocuk bir bulutsun sen. Kara fırtınaların, can alan koyu tonu olmayı, gri bulut olmayı hayal edemezsin” dediler. Kızdım onlara, söylendim: “Gerçeğe bulanmak istiyordum” dedim. “Gerçek” dediler inemeyeceğimiz kadar aşağıdadır.

Liyakatimize yakışmaz, ulaşılamaz bir bulut kadar ulaşılamaz bir gerçek varmış. Bulutlar yere inip, sis olmaktan korkarmış.

İçimizde yağdıramadığımız yağmurdan muzdarip bu kör beyazlık; varlığımızın aşağısında kuytu bir karanlık besler durur. Benim gözlerim, hep hayal olur, hep rüya olur… Bulutlar! Yaz günlerinin ardına takılan siz beyaz bulutlar! Yağmursuz, ızdırapsız, kedersiz, mihnetsiz beyazlığınızla yazlıkların körpe mutluluklarında, körpe sevinçlere varın serinlik olun. Bütün yazları size emanet ettim. Kışa çekildim.

Rezil gecelerin zifirinde gri oldum, siz oldum karanlıklar, düştüm sis oldum. Bir yağmur oldum yağdım gecenizde, hüznünüzle aktım, fırtına oldum, çaktım şimşekleri öfkenizde. Yaktım deli fişek gönülleri, sımsıkı bir yumruğa ses oldum, gürledim acı göğünüzde, kara is oldum.

İçimizde yağdıramadığımız yağmurdan muzdarip bu kör beyazlık, öfkemde duman olmuş uçmuştu. Ve aksakallı bilgelerin göğüne yükseldiğimde, “fırtına geliyor” diye çekip gittiler… Beni tanımadılar, tanıyamadılar hiç. İçlerinden çıkan çocuk olduğumu bilemediler. Korkak hayatlarında yüksekten bir kalabalıktı onların sevgileri. Oysa benim sevgimde yalnızlığım inci gibi ağlıyordu. Bilemediler.

Nihayetlere eremeyen erenlerin ülkesiydi onların göğü. Kara ellerimden korkaklar yaratan şimşeklerimin aktığını, yıldırım öfkelerimi, sisten gecelerimi bildiler hep. Bir şeyi hiç bilemediler oysa…

Düşmüş varlığımdan, şu korktukları gözü karalığımdan, onların aksakallarından daha beyaz, kimi zaman mutluluktan, kimi zaman ızdırptan ağlayan en koyudaki, en karadaki masumiyete, kar olup yağdığımı…

1 yorum:

gunes ener dedi ki...

"hangi açıdan bakarsan bak aynaya gördüğün ancak sen olacaksın/çocuğum düştüğün çukurlardan bir parça al yanına/ yarınlara büyüyüp uçurum olacaksın."