OLGA BALAŞOVA: Aşkın kan hali.

Moskova’da bir gece.

“Şişirilmiş balonum ben Oblomoviç. İğnem de Olga Balaşova.”


-Bu sana pahalıya mal olmayacak mı zannettin? Açız Ziya! Açlıktan nefesimiz kokmuyor belki ama öyleyiz. Bu açlığı sen de bilirsin… Kodamanların sefahatlerini hayal edince baş gösteren şu açlık. Olga benim ümidimdir . Nasıl olur da sana bırakabilirim onu? Hem ne sandın kendini… Aziz mi?

- Balon olduğumu söylüyorum Oblomoviç

- Azizler de balondurlar. Hepsinin kayıp iğneleri vardır. O yüzden gözümüzde büyümüşlerdir. İğnesini benden isteyen bir aziz! Ama mantıklı düşünüyorum. Özellikle senin için. O yüzden iğneni veremem. Bu reddiye seni daha da şişirmelidir… Sen kendini aziz zannediyorsun. Peki, öyle olsun!

- Oblomoviç, seni zevkle öldürebilirim…cesedini birkaç parçaya ayırabilirim, üstelik bunları yaparken hala canlı olsan iyi olurdu.



Oblomoviç adamlarına baktı. İşaret anlaşılmıştı. İki kişi Ziya’yı kollarından tuttu. Hiçbir direnişle karşılaşmadılar. Ellerine geçirdikleri bu adam, sanki bir kır gezisindeymişçesine sakin gözüküyordu. Ama yüzüne dikkatlice bakıldığında, dünyevi tepkilerini kaybetmiş, mekanik bir yaratık olduğu anlaşılıyordu. Oblomoviç Ziya’yı, özel hazırlattığı sopalarından biriyle dövmeye başladı. Şimdi eline aldığı sopasının üstünde Olga Balaşova yazıyordu. Yeteri kadar kuvvet kullandığını anladığında, kanlı eylemini bıraktı. Ziya’nın kırmızıyla süslenmiş yüzüne ve elbiselerine zevk alarak baktı:



- Olga sana ne yaptı bak!

- Olga sana ne yaptı bak…

Ziya başını kaldırıp, Oblomoviç’in yüzüne bakmadan söyledi bunu. Oblomoviç’in cümlesi Oblomoviçe dönmüştü.

- Çok güzeldi. Şimdikinden daha güzel. Sen ortaokul çağında mastürbasyon yaparken, ben Olga’yla çıkıyordum. O sana hiç sahici dokundu mu? Bir de onunla yatmak için para verdin, satın aldın onu… Gözünde değersiz bir iş yapıyor görünüyorum. Hayat pazarlıyorum kafasız… Hayat… Sen bunu anlayamazsın. Pezevenk der geçersin. Bu kafayla, neyi anlayabilirsin ki? Neyi? Kartvizitimde ne yazdığına inanamazsın Ziya… ‘Mutluluk Mühendisi’ . Olga’nın zengin olduğunu bilmiyor musun? Ben zengin ettim onu. Bu kadın buralara gelmek için ödedi bu bedeli. Sen şimdi ona ne vereceksin? Çoktan kaybettiği şeyler karşılığında ne vereceksin? Aşk… Aşk mı? Aşk… Aşkına sıçıyorum Ziya. Tamamlanmış tek aşk ölümle biten aşktır. Canımı veremeyeceğimi anladığım zaman sattım Olga’yı. Elden çıkardım. Ama öyle bencil sayılmazdım. İkimiz de para gördük. Sefil bir aşk yanılsamasında aptalca yitmemizi beklerdin değil mi? Hayır canımın içi, hayır… Bizler kendi mutluluğumuzu sattık. Sizin gibi itlere hem de. Pazarladığımız budur. Olga bu yüzden orospu, ben bu yüzden pezevengim. Şimdi konuş… Konuş… Konuş hadi… Konuşamazsın. Ama bonkörüm ben. Hep öyle oldum. Sana, ulaştığında kaybedeceğin Olga’yı vermeyecek kadar bonkörüm. Seni mutlu etmek için dövdüm Ziya. Hayatımda bir kadın için böyle dövülmek isterdim doğrusu. Bir kadın için şimdi senin düştüğün duruma düşmek isterdim. Ama bencil değilim. Sana pazarladığım şey aşk Ziya. Ancak içinde ölüm yok. Bu yüzden karşılıksız bir aşk. Olga bana dedi ki, karşılıksız aşk aşk değildir. Aynen böyle dedi kaltak. Sonra beni yarattı. Oblomoviç! Olga bana ne yaptı bak. Ya sana ne yaptı?



Konuşma devam edecekken, Olga içeri giriverdi. Yüzündeki ifade Ziya’nınkisiyle aynıydı. Oblomoviç onu görmekten hoşlanmadı. Kadını dışarı çıkarmak için yanına gitti. Omuzlarından tutmuştu ki, Olga elindeki silahı Ziya’ya doğrulttu. Oblomoviç şaşkınlıkla sıçradı. Kadın aniden silahı kendi kafasına dayadı. “Uzaklaş” dedi Oblomoviç’e. O da kuyruğunu kısıp uzaklaştı. Kadının soğuk sesi odada yankılandı:



-Bu gece herkes mutlu olacak. Aşk denklemini çözeceğim.

-Bizi dinliyordun demek?

- Kendimi dinledim

-Hayatım o silahı bırak. Ziya sen de bir şeyler söyle…

- İtlerini çıkar Oblomoviç. Hepsi çıksın odadan.

-Duymadınız mı çıkın it herifler! İşte çıkıyorlar hayatım… Hadi bırak o…

-Şşş sus.



Kadın Ziya’ya yaklaştı, Ziya ona göz ucuyla bakıyordu. Olga, karşısında solgun bir çiçek gibiydi. Adam’ın gözünden yaşlar boşaldı. Kadın bir eliyle adamın ıslak yüzünü okşadı. Ardından adamın saçlarında gezdirdi ellerini… Hemen sonra bu sırma saçları özgürlük kokusuymuşçasına kokladı. Şimdi kadın da ağlıyordu; Ne var ki Oblomoviç de…



Kadın adamın kulağına bir şeyler fısıldadı. Adam tepkisizce evet dedi… Kadın bunun üzerine uzaklaştı adamdan. Namluyu adama doğrulttu. Oblomoviç kudurmuşçasına bağırdı:



- Hayır! Aşkım… Onu vurursan, ona mahkûm olursun.

Her şey saniyeler içerisinde gelişti. Oblomoviç belindeki silaha davranırken, kadın Ziyaya iki el ateş etti. 3. Mermiyi intihar etmek için kendisine doğrultmuştu ki Oblomoviç kadını başından vurdu. En sevdiği varlığa kıymıştı.

4 yorum:

üryan dedi ki...

hımmm...
bak şu konuşana.. neler de yazıyor..

çocuk, çok güzel olmuş.. saygıyla eğildim.. geri geri yürüyerek eğilmiş bir halde huzurunuzdan çekildim..

Kali Rind dedi ki...

yok artık! :D

Bella MeriPosa dedi ki...

ben de eğildim izninizle... hem saygıyla, hem hayranlıkla...

feelozof dedi ki...

öldürdüğün senindir, öldürdükten sonra yersen daha makbuldur---

hadis-i şerif
şerefli hadise---