Tanrı'nın Yüzü


Minsk’te bir adam, masasının üzerinde, yorgunluktan haşat olmuş bir görüntü içerisinde uzanıyor. Az önce okuduğu metnin üzerine yığılmış (Son okuduğu: "Aşk birleştirir"). Yabancı bir manzara değil. Şeytan ayartmalarının bilindik klasik sahnesine ev sahipliği yapıyor; o bu vakitleri seviyor. Tam o anda şeytanın çıkıp, Alyoşa’yı(bu yorgunun ismi budur) dürtmesi beklenir. Beklenen olur; Alyoşa tam o anda dürtülmüştür. “Dile benden ne dilersen” halleri benliğini doldurmuş Alyoşa’yı düşünden uyandırır.

Aşk içinde boğulmuş bu adamın tek isteği, trafik kazasında ölen sevgilisinin kaderini değiştirmek, onu yaşatmaktır. Zira sevgili gözünde tanrılaşmıştır. Ve ona göre bir tanrıyı geri getirmek için pek ala şeytanın kendisi de kullanılabilir. Gözleri sevdadan ötürü işte bu kadar kararmıştır bu adamın. Şeytan bu dileği yerine getireceğine söz verir ve bunun üzerine yine çok klasik talebini yineler; “Ruhunu bana satman karşılığında” (bu sözleşmede Alyoşa’nın ölümünün bir trafik kazası sonucunda gerçekleşmesi maddesi de vardır). Hemen kabul eder Alyoşa, direnmez bile.


Anlaşmanın yapılmasıyla Alyoşa, kazaya kurban verdiği sevgilisini son kez görememenin acısıyla kıvrandığı, ocak ayının o soğuk ve kendisi için lanetli gecesinde bulur kendini. Bilinci yerindedir, anlaşmasını unutmaz. Bir an tekrar yaşanmanın arifesindedir ama anlaşma gereğince; kaderin değişmeye başlayacağı nokta tam da şimdi, evinin salonundan mutfağa yönelip çöpü alacağı, çöpü atma bahanesiyle, (Bahaneleri vardı çünkü sevgilisinin, ona deliler gibi aşık olduğunu bilmemesi gerekiyordu kendince) yolculuğuna çıkmak için hazırlanan sevgilisinin oturduğu evin önünden geçeceği andı.


Şu yeni sahneyi burada durduralım. O acı, eski sahneyi aklımıza getirelim; alna yazılmış ve şimdi Alyoşa’nın silmeye çalıştığı kaybediş sancısı şöyle başlıyor: Alyoşa çöpü atmak bahanesiyle evden çıkar, sevgilisinin evinin önünden geçer, ama perdeler kapalı, ışıklar sönüktür. Sevgilisi çoktan yola çıkmış, ona bir elveda bile diyememiştir. Çöpleri bu üzüntüyle çöp konteynırına atar, sonra çöp konteynırlarının bulunduğu sokaktan, caddeye doğru yürür. Caddenin kenarında bekleyenlerden biri sevgilisi midir? Hayır, o gerçekten gitmiştir. İçini derin bir keder kaplar. O an, zamanın geriye alınmasını ne kadar istediğini düşünür. Tam o an film kopmuştur. Sevgili trafik kazasında tam o an can vermiş, haber bir saate kalmadan Alyoşa’ya ulaşmıştır.


Şimdi geri dönüyoruz; aslında yeni bir ‘an’a-şeytanla yapılan anlaşma sonucu elde edilen fırsata- giriş yapıyoruz. Alyoşa, anlaşmayı hatırlamaktadır ve bunun bilincinde sevgilisini görmek için dışarı çıkar(saplantılı bir biçimde yine çöpleri atma bahanesiyle elinde çöp torbası vardır. Birçokları belki de bu çöplerin uğursuz bir eyleme götüren vasıtalar olduğunu düşünüp, Alyoşa’nın çöpleri bir kez daha yanında taşımasını aptallık olarak görebilir; özellikle bu tür kritik durumlarda. Fakat karşımızda zaten şeytanla yapılmış ve kendisine güvenilen bir anlaşma vardır. Her şeyin bilincinde, eski bir zamana geri dönülmemiş midir? O halde, mucize buraya kadar yaşandıysa, plan buraya kadar işlediyse, gene işleyecektir.) Alyoşa, sevdiğinin evinin önünden geçerken, ışıkların yanmadığını görür. Dehşet vericidir. Aynı anı, aynı bahtsız anı yeniden mi yaşamaktadır? Şeytanın şarlatanlığına mı alet olmuştur?


Elindeki çöplere aldırmadan, sevgilisinin kapısına dayanır. Zile basar. Kimse yoktur. Hiç kimse. Böyle bir anda insan delirebilir. Ama Alyoşa delirmez. Bir sözün söz olduğunu düşünür. Elleri titremesine, yüzü kızarmasına karşın, şimdilik, çöpleri çöp kovasına atması gerektiğini düşünmekten başka yapacak daha mantıklı bir şey bulamaz. Hem zaten şeytandan hesap sorması da imkânsızdır. Bir anın içinde hapsedilmiş gibidir ve şeytan çağırıldığında bitiveren bir uşak da değildir. Çöplerin bulunduğu konteynıra gider, çöpleri konteynıra atar, caddeye tekrar bakar. Yolun sağında solunda bekleyenlerden biri, henüz yola çıkmamış sevgili olabilir mi? Hayır! Aldatılmıştır…


Gözlerinde yaşlarla geri döner, şeytana lanet eder, tam bu lanetle meşgulken, dönüş yolunda bir ışık gözüne çarpar. Sevgilisinin penceresinde şavk vardır. O içeride midir? Adımlarını hızlandırır. İşte, sevgili tam perdeyi örtmek üzereyken, Alyoşa onu görmektedir! Elini heyecanla havaya kaldırır, sevgili fark eder. Sevgili, yani onun için Tanrı’nın yüzü önüne çıkıvermiştir! Tanrıyı görmüştür. Kendinden geçer. Sevgili, ona beklemesin işaret eder. Alyoşa, evin önünde sevgiliyi bekler. Sevgili, Alyoşa’nın yanına varınca heyecanla şöyle der; “İnanamayacağın bir şey oldu!” Alyoşa, “Biliyorum” der. Sevgili “Asla bilemezsin” diye cevaplar hızlıca. Alyoşa, “Zaten şu an yeterince inanılmaz” diyerek bu inanılmaz heyecana ortak olmak ister. Fakat sevgili, Alyoşa’nın kendisini anlayamamış olduğundan emin, onu sakin bir biçimde, kaldırımın köşesine oturtur. “Dinle” der;


“ Ben bu yolculuğa daha önceden de çıkmış ve sen, ben uzaklardayken bir trafik kazasında ölmüştün. O zamandan beri bu duruma içerledim. Fakat hiçbir zaman Tanrıya isyan etmedim. Ve bu acıdan sonradır ki, senin, Tanrının bana en yakından görünen yüzü olduğunu artık öğrenmiştim. Rüya  mı yoksa gerçek mi olduğunu anlayamadığım bir anda sana dedim ki: ' Beni kendine düşüren ilk halini kaybettiğim o günün elemiyle bugünlere kadar geldim. Fakat o kadar aciz bir kulum ki, senin o yüzün dışındaki hiçbir yüz, bana sevimli gelmiyor. Bu durumumla, cennetine bile layık olmayabilirim ama sen, herkesin seni görmek istediği haliyle zuhur edebilen bir yaratıcıyken, şu gariban kulunun dileğini de geri çevirmezsin. Vakti zamanı geldiğinde, seni en güzel tespih ettiğim ‘yüz’ünle bana bak. Senin o güzel yüzünü kaybettiğim an, bulduğum an’a dönüşsün.' O zaman, sen bana cevap verip dedin ki: 'Şeytan bile bu arzuna uyarak, hizmetkâra dönüşür. Zira sen, acziyetini, cahilliğini kabullenip, yine de bana sığınmak istersin de, ben sana istediğin hal üzerine gelmem mi?' ”

4 yorum:

Aşk ve Zehir dedi ki...

tanrı'nın ''yüz''ü.. sen nasıl ve ne şekilde görmek istersen.. ''bir 100 ama 1000 lerce 100'' gerçekten etkileyiciydl, yüreğine ve aklına sağlık...

Kali Rind dedi ki...

Her yüzde saklı 'tek yüzü' görmek nasib olsun hepimize. En güzeli bu aslında.

oyunkuran dedi ki...

Sen neyi seviyorsan, Tanrı yüzünü orda gösterir. Bu durumda Tanrı'ya inanmak biraz da her şeyi sevebileceğini ummaktır. Böyle bir anlam çıkar mı acep bu güzel yazıdan?

Kali Rind dedi ki...

Muhakkak ki...