P.İ.Ç.


Ona tepeden bakabiliriz; varoşun küçük sorunlarıyla hemhal olmuş ateşli çocuktur o. Yanma ve yakma derecesi de bellidir üstelik. Televizyonları açın; onun üzerine demeçler, onun üzerine tartışma konuları, onun üzerine psikolojik ve sosyal tespitler göreceksiniz.

Ekranlarda sorulur: O nereden çıka gelmiştir? Niye bizi rahatsız etmiş, düzenimizi altüst etmiştir? Neden bu kadar saldırgandır?

Kendi küçük dünyasının içinde kaybolmuşlara verilen ünvanlardan biridir PİÇ. Ama bu ünvanın, kerhaneye dönmüş şehirlerin içinden fırlayabilmişlere verilen P.İ.Ç. ünvanıyla ya çok az ilintisi vardır ya da hiç ilintisi yoktur.

İstanbul’da- ve tabiki onun nazarında bütün kapital şehirlerinde- asıl olan, içerisinden çıktığın şehri pazarlayabilecek kadar fırlama olmaktır. Ve bu şehirde, bu kıvama gelmiş şahsa; Profesyonel İş Çocuğu denir. P.İ.Ç. odur; kendi dahil herşeyi pazarlama yeteneği ile pazar sahnelerinin tozunu attırır. Öyle ya; onun lügatinde her şey bir neseneden daha fazlası değildir. Alınamayan ve satılamayan şeyler değersizdir. Ama o, bunları dahi, dehasıyla(!) işlenmiş pazarlama stratejisiyle bir değere, yani paraya dönüştürebilir.

Kenar mahallelerinin piçlerini insanların önüne atıp,onların sefil hayatına vurgular döşeyerek, kışkırtıcılığının arkasından, sermaye özgüveni ile motor diyebilen şahıstır o.

Yanılgıyı gözlerimizin önüne bir put gibi diker. “Bakın” der, “esas sorun, şu insanlardır...” Bu sözüne aldanıp, onun işaret parmağını takib edersiniz. "Toplumu ahlaksızlaştıranlar, bayağılaştıranlar kimler?" diye merak eder, ve onların izini süreriz o zaman. Fakat bu durumun sonuçları bizim için nahoştur; muhtemelen bir kenar mahallede oturuyoruzdur ( yani oturduğumuz yer kısmi ya da genel olarak varoştur) ve izini sürdüğümüz ‘pislik’ ya oğlumuz/kızımız, ya annemiz/babamız ya eşimiz, ya komşumuz ya da bu sürek avının en trajik sonucu olarak bizizdir. Bu işaret parmağının sahibi olan ağız, dilinin ucuna kadar sürer lakabımızı, ama kendi ağızıyla bize ‘piç’ demekten çekinir; artık dilin ucundaki baklayı anlamamızı ister. Onun gözünde bizler külliyen işe yaramaz piçlerizdir. Sır budur.

Piç, ucu bize dokunan, şehrin bir artığı olarak görülen varoşta yaşamak için, başkalarının çöplüğünde bir hayat kavgasına girişebilecek kadar aç ve sefil bırakılan bizizdir. Piç, hayatının bütün emekleri üç kruşa satılmış, dolayısıyla hayatı bir kumar masasından başka birşey olarak görmekte zorlanan bizizdir. Piç, manevi varlığının talan edilmiş olduğunu hissedip, bu acıyı örtmek için her türlü ayyaşlığın kapısını aşındıran bizizdir. Piç, herşeye rağmen-onun gözünde, bataklık tarafından yutulacağı kesin olsa bile son ana kadar- direnen, direnmeye çalışan bizizdir.Ve bu işaret parmağı bizi piçliğin bütün alametlerini üzerimizde barındırıyoruz diye lanetler. Ama bizler öyle piçlerizdir ki, yaşamın bizi saldığı vurgunlara rağmen, insan olmanın başka bir şey olmak, şimdiki yaşamımızdan daha başka türlü, daha yüce olabilmek olduğunu da düşünüp dururuz. O yüzden manevi acı, morfin varlığımızın bile üstesinden gelemediği sonumuzdur.

Ya P.İ.Ç.?

O, varoşun içerisinde dahi ruhunu şeytana satıp, şeytanı, sattığı kendi ruhuyla birlikte bir meta haline getirip, sürümden kazanmanın yollarını arar. Vicdan; profesyonel bir oyunun amatörlük hatasıdır. Değer: paradır. Mutluluk: varsıllıktır. Dostluk: menfaat ve Hayat: ticarettir.

Olur olmadık herşey onun elinde bir sektöre dönüşmüştür artık; üniversiteler bir nevi bacasız fabrikalardır, din bir turizm, sağlık ve eğitim de nihayetinde birer sektördür.

Bu projeleri ortaya sürebilen adamı, sokağın serseri kıyafetleri içerisinde aramayınız! O -kısa bir müddet, yani köşeyi dönünceye kadar hariç olmak üzere- varoşlarda oturmaz! Nasıl olur da-moda olmadığı halde- öyle giyinebilir? O PİÇ değil P.İ.Ç.dir

Balo kıyafetleri içerisinde, partilerin aranan adamından-ya da öyle olmak isteyen birinden- bahsediyoruz! Çalmayı bile kendi kılıfına uydurmuş(hırsız değil, hortumcudur), eylemlerinin bütün sorumluluklarını, söylem ve eylem taktikleriyle bertaraf etmiştir.

Lafı vardır, gerisi teferruatıdır.

Cambazlık dilinin becerisi, gammazlık ise eylemidir.

Elinde bir çift pabuç, şeytanı beklemektedir.

7 yorum:

Aşk ve Zehir dedi ki...

Kapital şehirlerin yaygın suretleri :-)
Güzel bir P.İ.Ç. açılımıydı bu Kali.
Sevgiler,

Kali Rind dedi ki...

Bir gece yatakta döndüm dolaştım; nedense uyuyamadım. Sabahın beşinde, bu damladı düşüncelerimden sevgili Aşk ve Zehir.

Aşk ve Zehir dedi ki...

Düzen değişmedikçe ve P.İ.Ç ler varoldukça, daha çok uyku tutmayan gecelerin olur Kali, dikkat et :-)

Düşüncelerini, yüreğine damlat ve akıt sayfalarına.

beenmaya dedi ki...

Ve bir kırmızı şeytan
Seyreyledi dünyanın halini
Güneşteki kızıl köşkünden
Ve sonra döndü ardına seslendi
Bak ey Tanrı, bak da
Gör bana üstün saydığın
İnsanoğlunun halini...

alıntı...

PİA dedi ki...

PİÇ lerin sınırları bellidir sevgili Kali,P.İ.Ç lerin sınırlarını ise bilemezsin..

Ve dediğin gibi "Cambazlık dilinin becerisi, gammazlık ise eylemidir"

P.İ.Ç ler bukalemun gibidir.. PİÇ kılığına bile girebilirler..Mazlumu bile oynarlar..

anlayamazssın
anlayamazlar..

Ve o uzaktan sadece izler.. güler.. dişlerinin üzerinde kızıl bir leke.. iliğini kemiğini tükettiği zavallıların kanı..

Kali Rind dedi ki...

En kötüsü de PİA,vicdanlarını tamamen duymaz olduklarından ötürü, çektirdikleri acıyı hiç görememeleridir.

Sevgili Beenmaya şair ne güzel İSYAN ETMİŞ şeytanın ağızıyla!

Aşk ve Zehir, aynen öyle.

erk istenci dedi ki...

ucundan veya sapından neresinden sarılırsan sarıl bizi bize pazarlayan bunlardır, içinde bedelini ödeyip devam edende bizler...

kimi kimden ayırıpta onlar...