Vedalar...

Güneş Ener'in Yazısı
(Bazı nedenlerden ötürü Ben[Kali Rind] göndermek zorunda kaldım)

'ölüyoruz çocuk, ÖLÜYORUZ
Ölümü özleyerek yasak bir ömre Bedelleniyoruz
İsim veremediğimiz şeylerin biçimini alıyoruz.!..’

YALNIZLIĞIN DİLİ EVRENİN DİLİDİR;
AŞKIN DİALEKTİĞİ İSE KIYAMET ALAMETİ
AŞKTA YA BİR KATİLSİNDİR YA DA BİR KURBAN
TUTKU VARSA HER İKİSİ BİRDEN; TEKMİLİ TAM
KANI YERDE ASLA KALMAYACAK OLAN!"

.........

SELAM,

Hayat özsuyunu çeker bazen; bizim kılımız kımıldamayabilir... Bu yenilmişlikten çok kabullenmektir. Bir gün bir bakarsın ki bir eylem-bir yaprak- düşüyor hayat-ı takviminden tılsımlı duygularına dair...

Bakarsın ki;Bir yaprak daha kendi gölgesine ulaşıyor,damarlarında böcekler, kendini kendinden kemirmeye kararlı ve karartılı; fotosentez yok!..

ZAMAN TEK KELİMEYLE NECROPHİLİST !

Karışıktın, doğaldı, kişisel seyrinden doğaçlamalı. Yine de bir şekilde çıkılır içine düşülen paranoyadan, önümüze açılan sokakların birinden, sakın unutma. Nasılsa bütün patikalar kendi ormanına varır...

Dönüyorum kendime; beni sormuştun ya, yaşanmışlığımı...

Didaktik yıllar yaşandı kasıcı,bir ben ve benim gibiler , kendimiz öğrenememiştik sıkıca sarmayı kendimizi, lirikçe yani. Şimdiyse durum başka tabii, önemli olan köhneleşmiş olanı yıkmaktı. Korkular küf kokuyordu artık ve rahatsız ediyordu ruhumuzun tüm kıvrımlarını.

Hayatımdaki karaları , olayları, duyguları, kişileri ; bir çoğunu boğdum denizde, güzel olanın bütün görkemi; hafızamda tabii... Cervantes'lik miydi yaptığım? Belki...

Celladın üstüne cellatlığımla gittim.

Korku, belki aramızda kendini boğdu!..

Aslında hiç kimsenin yaşamı sade değildi,sadelikten soyluydu.

Bütün ırmaklar kururdu ya bazen, hiç umulmazken. Bazılarınca çok bilinir bu durum. Yüreğine, sinir sistemine, kaslarına ve ruhuna komutsuz kalıverirsin; omurgandan çürümeye başlarsın. Yolcusundur, yollar birbirine girer: Cenk meydanlarında, kanlı ve trajik olaylar içinde buluverirsin kendini. Kalakalırsın bir başınalığınla. Rast gele savrulan bir kılıcın ucunda pıhtılaşan kan gibi... Yekpare an' lara takılıp kalırsın işte.... İnce bir dal kırılır alnında aydınlığa çıkmak için dilek mendilleri bağladığın... Ya da her biri başlı başına bir ömür tutacak olan yolculuklardan birine düşersin, an'sızca, anlamsızca... Kaypaktır yani yaşamak! Çözümsüz bir şeyler gelir isimsizce... İşte öyle, öylesine....

Oysa sevda varsa;öyle , öylesine DEĞİLDİR ARTIK!

Bu gün gökyüzü kara bulutlar sancısında, bahar zorluyor şehri, böyle baharcıl bakışlara durmak, çok eski bir alışkanlık halbuki bende. İlk tanıklığı değil bu yüreğimin, baharın soluğunu hissettirmesine mevsime denk düşmesine sevdanın... Ama biter bilirim. Bitecektir de. Keza ; mevsimde biter bir şey kalır geride, gün biter bir şey kalır geride, omuzun da yılların atamadığı hüznü susulan yerde konuşur delicesine yürek, gece de biter bir şey kalır geriye...

Belki, kendi mevsiminin yaprakları renkli, belki çocukluğunun çizgi filmleri... Belki, siyah-beyaz fotoğrafları tarihinin... Atilla'nın şiirinde şairine diklenen, boynuna o yeşil fuları sarıp gece trenlerinde kaybolan O çocuk belki!... Şimdilerde sancılı, prematüre yalnızlıklara gebe , geçmişinden bir an'ı bile alıp getiremeyen; şiirine, feryadına, suskunluğuna...

Hünkarca harcanıp gitti aylar,günler,haftalar...

KENDİNDEN YOLA ÇIKMAMIŞSAN, İÇİNDEN
DIŞINA YANSIYAN HEP BİR SAHTELİK VUKUUSUNDA İRTİFA KAYBI KAÇINILMAZ!..

Benzersin bana, kırılıyor kalbin, sayrıklaşıyor ruhun sanki. Parçalanıyor bir şeyler, bilmekteyim.!. Yine feyiz alarak kollektif paylaşımımızdan, çıkacağını biliyorum bu karanlıktan. Bize dair olan hiçbir şeye, flûlaşana, sislenene dokunmayacağım!...

Hengameli geçen günlerin ruh tokatlayıcı acımasızlığında çığlığımı işitircesine iyi geldin ruhuma beklediğimden erken ve iyi gideceksin de, umarım. Öz gücümle ve yâd gücümle tüm eksilen ve artan yanlarımla, koordinatsız alanına girdiğinde hayatımın, nefeslendim ilkin, gerisi kolay süreçlendi... İnsan bazen oyunların dışına taşıyor ahh!. Ne güzel bir taşkın bu. Aynı anda metruk bir güfte geçiyor dışarıda ... Durup dururken gecenin içine düşüveriyorsun;yorgun ama umutlu bir kemancı ediniyorsun. Yeniden !..

Nasıl oldu,ne zaman oldu,neden oldu... Sualler kemiriyor ruhumu ama cevapları saklı-yasaklı bir karanlık kutuda,gizil kuytularda... Arıyorum bulamıyorum bir türlü...

Tek bildiğim,hissettiklerim !. Anla,bağışla beni.... Yargılamadan ama.! Seni görmek istemeyişimin nedeni,seni bu buhrana sürüklememek, yıpratmamak, etkilememek... Yaşam dizgeni bozmamak ve üzmemek seni, tanımsız o duygunun, üç harfle ancak söz edilebilen derinliği seyrin de; tıkamamak seni...

ŞİMDİ KENDİMDEN GİTMEK VAKTİ.!.

Işıkla ve aşkla kal.

Hiç yorum yok: