Monologlar..


"Aşk sözle olsaydı kalem mecnun olurdu
Dil ne bilir aski,onda sevk mi var?
Var diyenin aklı şu kalem kadar. " Ahrazi

**
Tek bildiği öykü kendi öyküsüydü. Buna rağmen her zaman öykü okurdu. Başka öyküleri hiç anlayamazdı ama. Ona göre değildi bu yaşanmışlıklar. Onu onun hayatı ilgilendirirdi. Yazarlığa da soyundu arsızca. Soyunurdu zaten isteyene istediğince. Ağırlığınca altın hesabı. Nerde kalmıştık evet yazarlığa da soyundu. Neyi anlattı dersiniz ? Tabi ki kendisini..Oysa en kötü yazılar yazarın başından geçenlerin anlatıldığı yazılardır. " Neyim var ki kendimden başka?" ajitasyonlarına da girmişti bir zamanlar. İnanmadık tabi ki. Bizi dışladı o çoğulcu tekilliği ile. Yalnızım! diye daha iyi haykırabilmek adına.

Her şey haykırabilmek adınaydı zaten. "Ben sevmem kimseyi", derdi kahvesini yudumlarken. Evet sevmezdi. Şaşırtıcı olan ise insanların onun sevebildiğine inanmasıydı. Halbuki o bu gerçeği asla saklamamıştı. Kendince cezalandırıyordu işte sevgisiz yaşadığı yılların hatırına insanları. Boşuna katmaya çalıştı zavallı sevgilileri ona Mevlana sevgisini…

Okulunu da sevmezdi. Neyini sevecekti ki kıroydu onlar, kürttü, kıllıydı sevimsizdi. Boş zamanlarda karı kız muhabbeti yaparlar iddia oynarlardı. Sevilmezdi o tipler. O entelektüelleri severdi. Ona göre kim entelektüeldi : kimse.

Yargıçlığa soyunurdu çoğu zaman. Hep yargılardı. Bilmezdi ki insanlar olmuyordu, olduruluyordu. Gene bilmezdi ki insanlar olduğu gibi değil olacakları gibi sevilmeliydi. Ya sonradan komünist olacaktıysa o cemaatçi yada sonradan cemaate dönecekse o komünist? Nereden bilebilirdi? Yok yok, O bilirdi. O acı çekmişti.

Her şeye hakkı vardı onun. "Ben vicdansızım", diyordu. "Sızım sızım sızlamaz benim yüreğim. Unutuveririm hemen", derdi. Ayağını denk al cümleleriydi, mesaj:Sende silinebilirsin. İşte böyle birisiydi Hüküm. Hüküm dardı. Hükümsüzdü. Kayıptı. Her kitaptan bir iki cümle kaptı. Hüküm vermişti cinsel arzuları ile. Hükümsüz geçen günlerimde boynuzlarcasına.

Sevgilimdi o benim. Sevgilim derken sevdiğim anlamında. O ve sevgi asla birbirlerine aitlik eki ekleyecek kadar yakın cümleler içinde olmamıştı.

Hoşlanmak ve arzulamayı parantez dışında tutarsak işte böyleydi. Anlamazdı Mona Lisa'nın gülüşünü asla. Gülüş işte der geçerdi . Ona kelimeler önemliydi. Konuşulanlar. Yoksa anlamazdı kendisinden daha çok acılar çekmiş birisinin gözlerinden hüzünü. Gülüyorsa hala dost edinebiliyorsa, Hala sevebiliyorsa o acı çekmemiş demekti. Bilmezdi ki bazı dostluklar yükün altına girerler senin ile birlikte ve hafifletirler. Ama o mitoloji okumuştu o bilirdi “atlas”ı ve imrenirdi ona. Bütün dünyayı o sırtlardı tek başına. Cenaze namazına katılacaklar onun kendilerini sevdiğini düşünecek olan zavallılardı. Hüküm verilmişti. Hüküm, kefen giymişti. Hala sevgi ve dostluk için çırpınanların emeğinden uzak bir köşe bulmuştu kendine ölmek için. Boş değildi elbette. Vardı kendisine göre dolu olan tarafları. Ama havuz probleminden hiç anlamamıştı. Bu yüzden dolduran Çeşmeyi boşaltan çeşmeden daha az açmıştı.

İşte böyle bir çocuktu hüküm.. seviliyordu hala acımasızca. Ancak asla anlamadı. Belki bir cümle. Bir seni seviyorum döndürecekti hayatının gidişatını. Mükemmel ilişkisi olacaktı. Mükemmel arkadaşlıkları. Ama o acizdi incelikten. Nasibini kitaplardan toplayamamıştı inceliğin. Parlak ve eşsizdi, pahalıydı da biraz ama elmas gibiydi işte. Anlarsınız ya asla kırılmaz. En sert. Aşkın alevinden uzak durdu belki de bu yüzden hep eritebilecek tek ateşten. İradesi vardı hükümün. Hüküm dağına gitmeyecekti. Hüküm giymeyecekti aşka....
**
Ardından ağladım. Ağlarını ören bir örümcek gibi beklediğim hiç bir mucizenin olamayacak olmasına imrenip.

Ağladım.

Ağlayabildiğime gurur duyarak ağladım...
Kendimden üç gündür haber alamıyorum...
Bölük uykularımın arasına sıkışmıştı hayat
Bedenimin üçüncü çoğul şahısları tarafında
ölüm uzağı unutulmuşlukları saklı
kırıldığım hiçbir aldanışa dargın değilim
suretim, sonu beklenen bir kaybedişin ağrısızlığına
acıyan küçük bir kalbin ayna (aynı) sız yaşam öyküsü
kurgularımın ilencine saplanıp geri tepen hayatın kimsesiz ölüsü
korkarım bir orospu edasıyla ayrıldı aramızdan aşk
tutunduğumuz bir yankı sadece
köşebaşlarında duyulan şuh bir kahkaha kırıntısı
alınyazısı;
tanrıyla düşlerini seviştirip yağmurdan bebeklerini onaran
kuzeyli bir kadın yüzü gibi solgun,
kederli ve kalpsiz doğduğu için - herkesten - daha yürekli
kim-liğinde cinsiyeti : alın yazılı
yaşı :çok bilinmeyenli bire denk!lem:yaşı olmayacak kadar küçük bir insiyatif bir ihmal edilebilen ihmal ihtimali
kim-sesiz-liğinde :bitki'n...
hobileri : hep gözyaşı biriktirir
..

4 yorum:

Kali Rind dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum hayatıma dokunduğun için.

gunes ener dedi ki...

Senin için yazdım..Yeter ki ilham perim olmaya devam et ;)

zeynep dedi ki...

Olsun, biz de sebeplendik. Hep yazın lütfen.

Bu yazıyı gece okuduğumda daha güzeldi ve daha çok dokunmuştu. İyi ki o duygusallıkla yorum bırakıp rezil etmemişim kendimi de, susmuşum, diye sevindim sabah sabah:)

gunes ener dedi ki...

:) Sağol Zeynep..