DUY BENİ AMERİKA!





ORASI “AMERİKA’NIN SESİ RADYOSU”

Küçük bir çocuktum henüz, hafızamı yeni kazandığım yıllardı. Beynimde büyük komünist televizyonumuzdan vahşete akan haberlerinin küçük bir kısmı akıyormuş, farkında değildim, çocuktum. Beynimde dolanan o üç kelime de üç ülkeymiş ve senle ilişkiliymiş oysaki: Panama, Honduras ve Nikaragua. Duy beni Birleşik Amerika!

Kendi varlığımın bir tehdit olduğunu sonradan öğrendiğim küçük güzel ülkemin[Narodna Republika Bılgariya yani Bulgaristan Halk Cumhuriyeti], daha 6’sında bir çocuğu dert edinip, ondan ismini çalmayı planladığı yıllardı. Sen okyanusun ötesinden de uzak gibiydin ve bir barış adası gibi büyüklerimizin hayalinde, oysa ezdiğin komünizmde ayıklamayı düşünmediğin kurtçuklardık bizler de. İki arada ve kendi köyümüzün deresinde kalmıştık tam da. Duy beni Birleşik Amerika!

Dünyanın neredeyse bütün dizginlerini eline aldığında henüz 9 yaşındaydım. O zamanlar umudu diriltebilirdin. Bütün ibreler seni gösterirken daha da kibirlendin ve gücünü kanırtarak göstermeyi seçtin sen, böldün, parçaladın, ezdin, sömürdün. Mahalle kabadayısından farksız bir delikanlı gibiydin, heybetli bedenine güvenerek, yumruklarını fırlattın insanlığa. Duy şimdi beni Birleşik Amerika!

Yıl 1989 O zamana dek yaptığın katliamları da sineye çekmeye hazırdık oysa! Yeter ki sen dönüp insanlığa adım atsaydın. Fakat geçmiş zalimliklerinin cezasını ödememiş olmanın pişkinliği ile gelecekte yapacaklarının da cezasız kalacağını hesaplamaktan başka hiçbir şeye yaramayan o birleşik aklınla Ay’ı atlattığın astronotlarına, basacak bir insanlık adası armağan etmedikten sonra pişkince “insanlık için büyük adımlar” atmakla övünüp durdun ve ahmaklığın, zalimliğin ortak us’u oldun.

Sonra satranç tahtası olarak gördün dünyayı ve hamlelerinle devirdiğin her piyon “can”dı. Fakat seviyordun bu oyunu adını da belirlemiştin; MEDENİYETLER ÇATIŞMASI: Savaş oyunundaki en büyük heyecandı.

Ve en sonunda oyunundan sıkıldın ve tarihin sonunu ilan ettin hışımla. Duy beni Zalimlikte Birleşmiş Amerika!

Sana Malcolm X, bir Kızılderili kabilesi, Ku Klux Klan tarafından yakılmış bir çocuk, Irak’ta kafasını kopardığın mazlum, Afganistan’da bir mücahit, Venezüella’da bir işçi, Küba devriminde içilmiş bir puronun sahibi, Hiroşima’ya atılmış bomba, Nagazaki’de kanser olmuş bir kız çocuğu, Vietnam’da taranmış bir anne, Guantanamo’da işkence ile intihar ettirilmiş bir baba, Gazze’de işini bitirdiğin bir delikanlı, Güney Amerika’da öldürülen faili meçhul bir muamma ceset, ya da katlettiğin doğanın ebedi ruhu olarak ansızın gelebilirim, O yüzden aç kulaklarını ve duy beni artık Birleşik Amerika! Ya da tıka kulaklarını sal kendini karanlığa!

BURASI “HAKİKATİN SESİ RADYOSU”

“Dün İsrail Kuvvetleri Birleşik Dünya Güçleri koordinasyonun gözetimi altında Filistin askerlerine teslim oldu. Birleşik Dünya Güçleri karşısında gerileyen Amerika’da savaş hükümeti ve kabinesinin düşmesi ve halk devriminin yapılması an meselesi”

3 yorum:

zeynep dedi ki...

Irak'a kuduz köpek gibi saldırabilmek ve Ortadoğu'ya yayılabilmek için, malum binalarda 4000 insanını bile gözünü kırpmadan öldüren Amerika, duymaz, biliyorsun. Kanla besleniyor, biliyorsun.

Son paragrafı sesli okudum. Öyle güzeldi ki, eğer duysaydı çok korkardı.

Boş Arsa dedi ki...

Reddin sarkacında zaman bile durabilir
İnciten incittiğiyle başbaşa
Yıkım kendini yazanla buluşabilir

A! Etika...
Orhan Alkaya

Emrah ATİK dedi ki...

Ne acıdır ki yapılan reklam bombardımanıyla ve sinema sektörü sayesinde belki birkaç kuşak sonrası abd'yi haklı zannedecek, Vietnam'da da Irak'da da, orda da burda da...
Devletin bekaası vs derlerya, işte bu meşhur bekaa için öncelikle lazım gelen cahil ve sessiz ve de unutkan bir halk... bunu oluşturmayı başardılar artık...