Ahlaki Öneri Ahlak Bekçiliğine Karşı



Her ne kadar medeni âlemin insancıl vaziyetine vurgu yapılıp durulsa da, toplumun ekserisi, kendi varlığının içerisindeki Faustu keşfetmenin ipucu olmasın diye asla yaşayan bir Faust istemez. Onun için o, hakikat ışığına kavuşmadan daha işlediği ilk günahın ardından ölmelidir. Toplum kurbanlar arar, kendi yerine yargılanacak ve ceza giyecek kurbanlar. Böylece toplum, bireyi kendisinin mekanik bir parçası haline getirir. Hakikat bir formülden ibarettir ve bu formüle uymayanların sonu da bellidir. İşte toplumun gözünde hakikat bu kadardır!

Şimdi daha iyi anlıyorum ki, özel hayatı, çoğu zaman sığınılan o sözde masum gerekçeyle[ibret almak!!!] ayıplamak için olsa bile ifşa etmenin hizmet ettiği şey, sistemin tahakkümüdür. Birey bu sözde masum gerekçe ile öldürülür ve toplum kurban ettiği bireyin kanını sistem uğruna akıtarak ayinine sadık kalmış olur. Demek ki sistemin tahakküm biçimi kendi kendisini yadsır göründüğü noktada kendini baki kılmasını sağlayacak bir takım komplikasyonlara da dayanır. Sisteme karşı devrim sloganları, belirli bir gruba mal edilerek şekillendirilebilir ve bir süre sonra sisteme zarar vermek bir yana, her muhalifin bu belli grubun kalıbına girmesi sağlanarak olası bir isyanın tohumları etkisiz kılınabilir.

Ahlak adına ahlaksızlık, adalet adına zorbalık mümkündür. Ama ahlakı ahlaksızlık, adaleti zorbalık olarak yansıtmak da mümkündür: adalet zorbalık olarak, ahlak ahlaksızlık olarak maniple edilebilir ya da sistem karşısında atılan adalet çığlıkları sistem tarafından vicdanı sağır edecek bir vahşete dönüştürülebilir ve sistemin aynen var olması gerektiğine olan inancın benimsenmesini sağlayabilir. Genelde bütün bu komplikasyonlar- hak arayışı, adalet istemi, sömürüye karşı direnmek- önceden tahmin edilebildiği için sistemi toptan yıkabilecek güçte olmazlar. Böylesi ince kurgulanmış bir yapıda, sinsi ama görevini birçokları için son derece şaşırtıcı bir biçimde yerine getiren bir işleyişle, ayıplanacak davranışlar bile ayıplanan şeyin reklamına dönüşür ya da övgüyü hak eden bir durum, haddinden fazla ve zamansız övülüp, sıkıcı bir mahiyet alarak, zaferinden ötürü kendi zaferinde boğulur. Özellikle cinsellik bahsettiğimiz noktada vurucudur. Kaçınılamaz yanılgıların ve çoğunlukla da sadece kişinin kendi özel hayatına ait alanın affedilemez zaaflara dönüştürülmesi öncelikle bu tür vakaların basın hürriyetinin sınırları çerçevesinde bir objektife ya da bir makaleye yahut bir fotoğraf makinesine takıldığı durumlarda, sadece masum bir haber olarak verilmesi bile, dünyanın içerisinde bulunduğu gerçek tehlikenin; mekanikleşme, robotlaşma tehlikesinin gözlemlenmesini engellemenin yanı sıra daha vahim bir şeyi yapar; dikkatleri bilinçli ürettiği uyduruk sorunlarla oyalayarak, gün geçtikçe robotlaşmaya hizmet eder.

Fakat bu tehlikeyi gündeme getirdiğimizde biz ahlak bekçiliğine soyunmuş olmayalım? Gerçekten bu çok ince bir noktadır ve genellikle belli önerilerin totaliter bir baskı aracı olarak damgalanıp, bu önerilerde bulunan kişinin tamamıyla yanlış anlaşılmasına sebep olur. Ahlak bekçiliğine soyunmak kadar ahlak dışı başka bir şey tasavvur edemiyorum. Peki, ahlak bekçiliğinde gördüğümüz ahlaksızlık, ahlaki öneriler sunmamamız gerektiği manasına mı geliyor? Hayır. Ahlaki öneri, her şeyden öte bir öneridir ve uygulanmamasının sonucu, toplumsal baskının tehdidini bireye ya da gruba hatırlatarak şantaj yapmak değildir. Özellikle bireylere ahlaki yükümlülüklerini yerlerine getirmedikleri takdirde belirli bir baskı grubu tarafından öyle ya da böyle cezalandırılacaklarını söylemekle, ahlaki bir önerinin uygulanmaması durumunda dünyanın nasıl bir şekil alabileceğini tahayyül ettirmeye çalışmak farklı şeylerdir. Ahlak bekçiliği; ahlak bekçisinin tabi olduğu ahlakı yerine getirmeyeni aşağılama ve cezalandırmadan başka hiçbir şey içermez. Fakat ahlaki öneri, özel çerçevede bir bireyi aşağılamaktan kaçındığı gibi, [ ahlak bekçiliğine soyunmakta ısrarcı bir grubu- ama asla bireyi bel atlından vurarak değil-, sırf yaptığıyla yüzleştirmek adına kendi metoduyla eleştirerek ayna vazifesi görmek hariç olmak üzere] cezalandırmayı vakanın öznesi ve sonucu olarak görmez. Ahlaki önerinin öznesi; insandır. Onun sıkıntılarını ve içerisine düştüğü bunalımdan ötürü geçtiği durakların sebeplerini analiz eder ve bunların çözümleri üzerine yoğunlaşır. Ahlaki öneriyi getirenler, bu önerinin herkes için genel geçerliliğini da savunuyor değildirler. Çünkü her insanın kendi yasası ile doğduğunu bilirler.

Açıktır ki içerisinde yaşadığımız tekno-endüstriyel, sermayeci sistem, istikrarlı bir biçimde insana olan güveni azaltmıştır. Bu güveni etkili bir biçimde daha da azaltmanın her aracına da sahiptir. Bu durumda, sistemin robotlaştırmadaki nihai amacı nedir? Yüzleşmemiz gereken soru budur.



Hiç yorum yok: