İstenmeyen
Bitabım, yitik mavilerin yatağında; sırf benim için çölleşmiş kâinatın sessizliği içerisinde boğuluyorum. Gökyüzü yeryüzüne ‘hoşça kal!’ demiş çoktan. Benle sen, şimdi üvey kardeş gibiyiz. Atılmış, savrulmuş, kıvranışlarla beli bükülmüş, bir zamanların su yatağında, toz toprağa bulanmış, susuz, kirli bir ruh ve kirli bir bedenle ağıt yakıyorum işte! Kayboldum…BEN, İSTENMEYENİM... Beni de bulurmusun?
Ahların inlettiği gökyüzünden, geriye gelen bir yankıdır sadece. Beni bana mahkûm eden gökler! Açılın! Açılın da duyun feryatlarımı.
Rahmet, bir tek sen terk etme beni. Tövbelerimi bin kez bozmuş olsam da, günahların dibinde boğulsam da şimdi, sevdaya dönmek isteyen gönlümün her çırpınışında, bir tek sana tutunabilirim çünkü. Geri kalan her şey batar; dünyada doğan sevgili dahil. Çamur, insanoğlunun hamurudur.
Necis işlerimde yanımda hiçbir kul durmazken, benim yanımda duracak kimdir? İtiraf edeyim; Başkalarının ona söylettiklerini kulaklarım işitmez, çünkü o, uzun zamandır muhabbetimde.
Ama alay peşimi bırakmıyor. İnsanlar, günahı açığa çıkanı kendi nefisleri adına seviyor. Ben de bu tuzağa düşüyorum. Nur’un sıcaklığından uzaklaşıyorum böylece; yüksek ateşte, üşüyorum.
Benlik! Bütün davası bu olanın cellâdı. Kurtuluş ümidinin de kafasını koparmak için beklemedesin şimdi. Son görevin; karanlığın bekası.
Ah, ümidi kes diyen ses! Sen kestin mi ki ümidi? Kesmiş olsan hiç yankılanmaz, kulaklara ulaşmaz, ses olmaz, sus pus olurdun. Senin de bir vazifen var sıkı fıkı bağlandığın öyle değil mi?
Sahi, sen de işittin mi?
“Yapıcıların reddettiği taş,
İşte köşenin baş taşı oldu.
Rabbin işidir bu,
Gözümüzde harika bir iş!”*
*(Kitabı Mukaddes)
Read more...
Ahların inlettiği gökyüzünden, geriye gelen bir yankıdır sadece. Beni bana mahkûm eden gökler! Açılın! Açılın da duyun feryatlarımı.
Rahmet, bir tek sen terk etme beni. Tövbelerimi bin kez bozmuş olsam da, günahların dibinde boğulsam da şimdi, sevdaya dönmek isteyen gönlümün her çırpınışında, bir tek sana tutunabilirim çünkü. Geri kalan her şey batar; dünyada doğan sevgili dahil. Çamur, insanoğlunun hamurudur.
Necis işlerimde yanımda hiçbir kul durmazken, benim yanımda duracak kimdir? İtiraf edeyim; Başkalarının ona söylettiklerini kulaklarım işitmez, çünkü o, uzun zamandır muhabbetimde.
Ama alay peşimi bırakmıyor. İnsanlar, günahı açığa çıkanı kendi nefisleri adına seviyor. Ben de bu tuzağa düşüyorum. Nur’un sıcaklığından uzaklaşıyorum böylece; yüksek ateşte, üşüyorum.
Benlik! Bütün davası bu olanın cellâdı. Kurtuluş ümidinin de kafasını koparmak için beklemedesin şimdi. Son görevin; karanlığın bekası.
Ah, ümidi kes diyen ses! Sen kestin mi ki ümidi? Kesmiş olsan hiç yankılanmaz, kulaklara ulaşmaz, ses olmaz, sus pus olurdun. Senin de bir vazifen var sıkı fıkı bağlandığın öyle değil mi?
Sahi, sen de işittin mi?
“Yapıcıların reddettiği taş,
İşte köşenin baş taşı oldu.
Rabbin işidir bu,
Gözümüzde harika bir iş!”*
*(Kitabı Mukaddes)

